Skip to content
Ay Tanrıçası Selene ile Çoban Endymion’un Aşkı PDF Yazdır E-posta

ENDYMİON EFSANESİ: Ay Tanrıçası Selene ile Çoban Endymion’un Aşkı

Parlak ayın çevresinde sayısız yıldız

Rüzgarsızken duru gökyüzü

Nasıl yanarsa ışıl ışıl.

Bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar

Nasıl serilirse göz önüne

Gökler yırtılıp ta açılır

Tekmil yıldızlar görünür

Ferahlar yüreği çobanın.

Endymion efsanesi, Homeros’un bu birkaç dizesinden doğmuş gibidir. Ama bu efsanenin asıl kahramanı eski adıyla Latmos, bugün Beşparmak diye anılan dağdır. Beşparmak dağının eteğinde Menderes nehri, kendi doğal ortamında akarak binbir dolanışla gümüşten aylar çizer. Koca nehir, Bafa Gölüne ve batıda adalar denizine pırıl pırıl boşalır. Geceleri Bafa Gölü, tepsi dolu gümüştür.

Beşparmak dağının görkemi, insan hayalini uzak geçmişlere, kıtaları sarsıp dağları birbirinin üzerine yığan büyük yer sarsıntıları çağına götürür. Beş doruğunu, bir elin beş parmağı gibi göğe uzatan bir dağa bakarken o depremlerin gürleyişini duyar gibi olur insan. Ama ay ışığı bu dağların sertliğini şeker gibi eritir ve çatık kaşlarını çözer. O zaman insan bir dünya manzarası değil, yeryüzüne paldır-küldür yığılmış bir cennet manzarası görmüş gibi olur insan.

Endymion, Beşparmak dağında sürülülerini otlatan bir çobanmış. Kavalından başka bir varlığı olmayan yoksul bir çoban. Gündüz kayadan kayaya hoplayıp-zıplayan boynuzlu, sakallı karakeçilerini gözlermiş. Yamacın mis kokulu kekiklerini yiyen sürülerinin titrek meleyişlerini dinlerdi. Kavalı, onun biricik dostu ve sırdaşıydı. Dağlarda yalnız başına yaşamın verdiği özgürlük, açıklık duygusunu da, kalabalık şehirlerde oturan hemcinslerine özlemini söylemekle kalmaz, kara dorukları yeşil çimenlerin, bulut bulut yapraklarıyla sağa sola serpilmiş ağaçların, cıvıl cıvıl akan suların da seslerini duyururdu.

Bu ıssız dağlarda Endymion ne kavalını üflerken, ne taze çayırın üstüne uzanıp sere serpe uyurken; kimsecikler görmezdi onu… Yalnız ay ışığı görürdü, onun gürbüz bedenini, erkekçe güzelliğini. Ay tanrıçası Selene, Endymion’a baka baka güzelliğini vermiş. Her gece üzerine eğilir, gümüş ışığıyla ona sarılıp çayırın üstüne yatırır, kollarını sevgilisine açardı. Selene, gökte, ne zaman, nerede doğarsa doğsun hemen çobanına koşar, gövdesini ışınlarıyla sarar, onu öperdi.

Ne var ki Selene, bazı gece daha çok, bazı gece daha az kalırdı sevgilisinin yanında. Ayın Endymion’la hiç birleşmediği karanlık geceler de vardı. Onlar Beşparmakların dorukları gibi kara, korkulu bir bekleyiş içinde geçerdi. Ama bu bekleyiş uzun sürmez, ilk ay gökyüzünde gözüktü mü, Endymion’la Selene gene buluşurlar, denizden yeni çıkmış balıklar kadar serin, diri, parıltılı gövdelerini birbirlerine değdirirlerdi.  Her buluşmada ilk defa buluşuyorlarmış gibi olurlar, hiç tatmadıkları bir tadı dudaklarında eme eme doyamazlardı. Her öpüşmede gövdeleri daha da aydınlanır, tepeden tırnağa ışık kesilirdi. Endymion’la Selene için sevgi, ışığın ta kendisiydi.

Ölümsüz tanrılar, kimi zaman insanların mutluluğunu. Sevgiyle insanların bir çeşit ölümsüzlüğe ermelerini, tanrılara denk gelmesini istemezler de ondan. Ama tanrıların tanrısı Zeus, Selene ile Endymion’un hep yenilenen, bitmez-tükenmez sevgilerinden hoşlanmış, Beşparmak dağlarının yoksul çobanına bir armağan vermeyi düşünmüş, dile benden ne dilersen demiş ona. Endymion ne dilesin; ölümsüz bir uykuyla uyumayı dilemiş.

O gün bu gün, Beşparmak Dağı dorukları ay ışığında karlı gibi ağarır. Ulu çamları, uyuyan ve ışıklı düşler gören insanlara benzer. Nereden geldiği belirsiz bir esintiyle, yapraklar ürperir, fısıldaşır zaman zaman. Ay ışığı göklere parmak uzatan doruklardan aşağı şarıltısı gibi şarıl şarıl akar. Yamaçlarda çobanların yaktığı ateşler mavi mavi tellenen ince dumanlar salar. Endymion’un kavalı yankılanır kayadan kayaya… Hep aynı sestir o, dağların ıssızlığını, insanların özlemini söyler. Ayın çevresinde yıldızlar kıpırdaşır. Gökler, sanki yırtılmış, açılmıştır. Beşparmakların Çobanı Endymion’un ölümsüz mutluluğunu gözümüzle de görebiliriz.

Kaynak: Milas Kentimiz, Sevdamız ve Hüznümüz Bizim, Nevzat Çağlar Tüfekçi, Kendi Yayını, 2005, Baskısı Tükendi



Favori Sosyal Sitelerde Paylaş.
|
 

Dil Çeviri

Turkish Afrikaans Albanian Arabic Armenian Azerbaijani Basque Belarusian Bulgarian Catalan Chinese (Simplified) Chinese (Traditional) Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician Georgian German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Serbian Slovak Slovenian Spanish Swahili Swedish Thai Ukrainian Urdu Vietnamese Welsh Yiddish