Skip to content
Milas’ın Abideleriyle İlgili İki Öykü PDF Yazdır E-posta

 

Antik çağda, Milas mermerleriyle ünlü bir kentti. Şehrin, hemen eteklerinde kurulduğu Sodra dağında pek çok mermer ocakları vardı. Bu nedenle, Mylasa’daki resmi binalar ve mabetler mermerlerden yapılmıştı. Kent adeta, baştan sona, mermer yapılarla dolmuştu. Bir rivayete göre, Pazar yerine gelen bir çalgıcı, şehirde gördüğü bu mermer yapıların çokluğundan ve güzelliğinden o kadar etkilenmiştir ki, “Dinleyin ey halk!” diyeceği yerde, farkında olmadan “Dinleyin ey mabetler!” dediği söylenir.

Mermer yapılarlarla ilgili ikinci öykü şöyle:

Zeus Osogos, Karialıların deniz tanrısıdır. Yunan dünyasının Poseidon’u ile benzerlikler gösteren bu tanrının ismi, Zeus’la birleştirilerek Zenoposeidon olarak anılıyordu. Günün birinde, Dorion isimli bir müzisyen Mylasa’ya gelir ve konaklayacak bir yer arar. Kalacak bir yer bulamayan Dorion, yakınlardaki bir tapınağın merdivenlerine oturur, dinlenmeye başlar. Mabet bekçisi o sırada temizlik yapmaktadır. Dorion, ona, tapınağın hangi tanrıya ait olduğunu sorar. Bekçiden, “Zenoposeidon” yanıtını alır. Bunun üzerine Dorion şöyle der: “Anlıyorum. Bu mabetler şehrinde bile ilahlar çifter çifter oturduktan sonra, insanların açıkta kalmasına şaşmamalı…”

Kaynak: Milas Kentimiz, Sevdamız ve Hüznümüz Bizim, Nevzat Çağlar Tüfekçi, Kendi Yayını, 2005, Baskısı Tükendi



Favori Sosyal Sitelerde Paylaş.
|
 

Dil Çeviri

Turkish Afrikaans Albanian Arabic Armenian Azerbaijani Basque Belarusian Bulgarian Catalan Chinese (Simplified) Chinese (Traditional) Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician Georgian German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Serbian Slovak Slovenian Spanish Swahili Swedish Thai Ukrainian Urdu Vietnamese Welsh Yiddish