Skip to content
HALİM ŞAFAK ŞANLIDAĞ PDF Yazdır E-posta

Çam ağaçları rüzgârda yerlere kadar eğilir

Bizden konuşurdu alçak sesle

 

Esentepe parkındayız

Arkadaş anılarıyla dolu akşam

Masalar da kaçardı tutmasam

Yalnızlıktan korkan tahta masalar

 

Çam ağaçları rüzgârda yerlere kadar eğilir

Bizden konuşurdu alçak sesle

 

Sandalyen boş kalırdı

Seni beklerdi konuşarak

 

Ben bir sigara yakardım

Bir sigara daha yakardım

 

Sen gelirdin Arnavut kaldırımlı sokaktan

Düşlerin her bir yerine bulaşmış acemi ömür

Arkandan iki bira getiren garson

 

Biz konuşmaya başlayınca televizyonun sesi kısılır

Ağaçlara adlarımızı kazırdı bildik bir ayrılık

 

Neydi bizim adlarımız şimdi çoktan unuttum

Hatırlasam havuzda balıklar oynaşırdı sevinçten

Ben ayrılıktan söz ettikçe kararırdı göğün yüzü

 

Esentepe parkı başlardı ağlamaya

Unutulmuş bir ömür silkinir

Uyanırdı uzun korkusundan

Omzuna düşerdi Esentepe parkı

 

Ben senden habersiz her gece

Ellerimi yıldızları tutacak kadar

Havaya kaldırırdım

İki elimde iki keskin bıçak

 

O saat oynak bir ceren başlardı dönmeye

Sen sandalyede olurdun

Arkadaş adarlını sayarak

 

Esentepe parkı susardı n’olduysa

Ben ellerini tutardım kan içinde

Saçlarını dağıtarak son duraklara

Düşerdi gömleğine bir çiçek

 

Atardım ömür denen şeyi hep ateşlerden

Ateşlere geçtim de hiç sesim çıkmadı

 

Gözleri akyarlara takılıp kalınca bahçıvanın

Kırmızı zambaklar toplardım nasılsa

 

Nasılsa birine vereceğim sevgilim senin olsun!

 

(Bireylikler, 1997, Ankara)

Kaynak: Edebiyatta Milas

 

 

konuşma/ma

 

tabakhanede bir kavak ağacı

beyaz badanalı taşlarla

çevrili her yanı

sandalyelere oturmuş

kim bilir kaç kişi

Nazmi yükselenden şarkılar

Dinliyor pencereleri

Kim bilir kimin ömrü

Uzuyor siyaha kesmiş

Bir anının ya da fotoğrafın

Yol bir köprüyle bağlı

Unuttuğu geçmişine

Yaşlı atlar geziniyor derenin

Ayakları bukağılı ve eski

Bir fayton çürükler içinde

Yıkılan kim bilir bu kaçıncı ev

Çiçekte portakal ağaçları sümbül teberler

Saksısında hazzetmiyor toprağından

Gidilsen de gidilmesen de milas

Sen ayrılık anlamına gelirsin daha çok

Yüzü eskimiş bir sokağın acılarının

İçinden dökülmüş yaprakları

Toplar iliştirirsen belki

Yaşa(ma)dıklarının kıyısına

Milas ilkgençliğimiz ürkek

Konuşmazlığımız ne kadar

Uzaksan o kadar yakın

 

(Bireylikler)

Kaynak: Edebiyatta Milas

 

 

 

Bahçe

 

Milas’ta eski bir sokak cumbalı

Evin karşısında gelip geçeni

izliyor yarı aralık gözlerinde

Pazar yeri dağınıklığı

 

Rum mahallesinde nilgünün ayakları

Suya değiyor teninde güz ergin

Yazlık sinemanın önünden uzayıp

Giden cadde hiçbir şey anımsamıyor

Teneke saksılarda yaşlı bir kadın

Gün geçiriyor esentepe parkının

Ortasında kurumuş havuz

 

Ben hiçbir kentte kalmayı öğrenemedim

Hangi kente gittiysem anılar geride kaldı

Baltalı kapıdan kim girdiyse içeri

Beni unuttu nasılsa

Herhangi bir kente giden yol ayrılık

Ne zaman yalnız kalmayı öğrendim

Ölüm hatırlattı durdu kendini

 

Milasta meyhaneler dolu bir arastada

Rakının bulanıklığını döküyor masanın

Suskunluğundan uzaklaştım usul usul

Köhne bir park dondurma bahçeleri süsü yolu

Sümbülteberler bir pencere camının önünde

Gemici fenerinin isli camına düşüyor bir kadının

Meme uçlarıyla oynadım milas

Ben sana çoktan uzaktan bakmayı öğrendim

Kararan gecenin pusunda soluğumu tutmasını bildim.

 

Milasta eski birkaç ev

Hepsi bahçe içinde

 

(Bireylikler)

Kaynak: Edebiyatta Milas



Favori Sosyal Sitelerde Paylaş.
|
 

Dil Çeviri

Turkish Afrikaans Albanian Arabic Armenian Azerbaijani Basque Belarusian Bulgarian Catalan Chinese (Simplified) Chinese (Traditional) Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician Georgian German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Serbian Slovak Slovenian Spanish Swahili Swedish Thai Ukrainian Urdu Vietnamese Welsh Yiddish