Skip to content
MİLAS ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-2 PDF Yazdır E-posta

Röportaj: Nevzat Çağlar Tüfekçi

Konuk: İlgin Saylam(Yeminli Mali Müşavir-İzmir Milaslılar Derneği Başkanı)

- Bize özgeçmişinizden söz eder misiniz?

-1949 yılında Milas'ta doğdum. Sırasıyla Sakarya İlkokulu, Milas Orta Okulu, İstanbul Kabataş Lisesi, İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesini bitirdim. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsünde master yaptım. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde okudum.

Milas'ta çeşitli okullarda öğretmenlik ve bir süre Milas Milli Eğitim Müdürlüğü yapan Necmettin Saylam ile Seza Saylam'ın oğluyum. Kabataş Lisesi'nde yatılı okudum. Rahmetli Adnan Kahveci sınıf arkadaşımdı. Kabataş sosyal faaliyetlerin çok yoğun olduğu bir okul idi. Bu yönden bana çok katkısı oldu. 65-66 döneminde lise öğrenci birliğinin genel sekreterliğine seçildim. 68'li yıllarda Üniversitede okurken birkaç dönem İstanbul’daki Muğlalılar Derneği yönetim kurulu üyeliğinde bulundum. Yine aynı yıllarda Üniversitede öğrenci derneklerinde çalıştım. Zorlu yazılı ve sözlü sınavlardan sonra, 1971 yılının son günü Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörü stajyeri olarak çalışmaya başladım. Maliye Bakanlığı Merkezi Denetim Kurulu olan Gelirler Kontrolörlüğü mesleğinden 1997 yılında Gelirler Başkontrolörü olarak emekli oldum. Gelirler Kontrolörlüğü mesleğinde tayin yoktu.

Meslek'te özgüveni geliştirmek, tarafsızlık ve bağımsızlığı koruyabilmek için, teftiş ve inceleme Bakanlık adına yapıldığından ve vergi hassas bir konu olduğu için tayin baskısının olmaması çok olumlu bir düşünce idi. Ankara, İstanbul ve İzmir'den birisi tercih ediliyordu ve ben Milas'a yakın diye düşünmeden İzmir’i tercih ettim. Hâlbuki Ankara'da kalmak bürokraside çok önemlidir. Bu kararımdan bugüne kadar hiç pişmanlık duymadım. Başlangıçta zorunlu olarak Ankara'da bakanlıkta bulunduktan sonra 1972 yılının ortalarında İzmir'e yerleştim. İzmir'de geçici görevle bulundum merkezimiz Ankara'da Bakanlıktı. Bir süre görevli olarak Berlin'de kaldım. Almanya ve Türkiye Maliye Bakanlıklarının ortak çalışma ve seminerlerine katıldım.

1982 Yılında tesadüf Muğla'ya kendi memleketime teftişe geldim. İyi de oldu. Ben Muğla'da iken, bana özel bir görev verildi. Bu yıllarda hizmet binası ile lojman konusunda Bakanlıkta hummalı bir çalışma vardı. Muğla ve tüm ilçelerinde hizmet binası ve lojman konusundaki tam yetkili özel görev bana verildi. Kimi yerde lojman, kimi yerde hizmet binası konusunda çok ciddi önerilerim oldu. Bazıları gerçekleşti. Ama en sevindirici olanı Türkiye'nin en güzel vergi dairesi, adeta küçük bir saray olan binanın Milas'a kazandırılmasıdır. Milas Kaymakamlığı olduğu yılları çok iyi bildiğim o binanın atıl bir şekilde mezbelelik olarak kalması çok üzücü idi. Yazdığım raporda buranın vergi dairesi olarak tahsis edilmesi ve gerekli tadilatın yapılması gerektiğini kesin ifadelerle istedim. O yıl benim yerime bir başkası Muğla'da teftişte olsaydı bu binayı fark etmeyebilirdi.

1997 yılında emekli olduktan sonra İzmir'de Yeminli Mali Müşavir olarak çalışmaya başladım.            Yeminli Mali Müşavirlik dışında İzmir Ticaret Odası'nın 7 yıl mali danışmanlığını yaptım. Şu anda Yeminli Mali Müşavirliğe Alsancak'taki ofisimde devam ediyorum. İki oğlum var. Her ikisi de avukatlık yapıyor.  Bu arada, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti İzmir Şube Başkanlığı ile İzmir Milaslılar Derneği Başkanlığı’nı yapıyorum. Eşim Cahide Saylam da iktisatçı olup, kendisi Bafalıdır.

- Milas’ta okuduğunuz okullar hangileri, arkadaşlarınız, öğretmenleriniz kimlerdi?

-  Biraz önce de ifade ettiğim gibi Sakarya İlkokulu ile Merkez Ortaokulunda okudum. İlkokulda Abdullah İyi ve Nail Beşok öğretmenlerim oldu. Her ikisi de çok iyi hocalardı. Yeri gelmişken her ikisine de rahmet diliyorum. Ortaokulda İsmail Öztürk, Hilmi Kandemir, Şerefnur Seren, Perihan Kandemir, Bayram Dönmez, Mösyö Nazmi Bey, İzzet Kınacı ve Zeki Boran öğretmenlerim oldu. Adeta milli takım gibi. Hepsine rahmet diliyorum. Bizim dönem arkadaşlarım; Fahri Öner, Mustafa Tireli, Tanfer Gün, Ali Özen, Ali Sungur, M.Ali Keskin, Onur Onay, Faik Akay, Ahmet Artun, Bülent Alptekin, Sacit Saygın, Ali Faik Sünnetçioğlu, Dr. İsmail Hakkı Onat, Onur Bilgin, Durmuş Saralp, Mehmet Bencik, Abdullah Çağ, Firuzpaşa-Gazipaşa Mahallesi Muhtarı Recep Panay, Manisa Vali Yardımcısı Mehmet Zeki Özkan, Güllüklü Balıkçı Utku, Güllüklü Balıkçı Yalçın ve diğer arkadaşlarımız. Ayrıca Ahmet Çavuş Mahallesinde doğup büyüdüğüm için, mahalleden Bilgi ve Halil ile Vahit Velioğlu öğretmenler çocukluk arkadaşlarımdı.

Musevilerle çok iyi arkadaşlığımız ve dostluğumuz vardı. Salomon, Moreno, David, Rafael, Rita, Eczacı Sami Şen, Ersel Siyman. Bazıları ile ilkokul ve ortaokulda beraber okuduk. Jak Ürek, Rahmi Siyman ve Züccaciyeci Sami Şen benden 3-5 yaş büyük olmasına rağmen İzmir'de sık sık görüşürdük. Sami Şen ve Jak Ürek maalesef erken yaşta hayata veda ettiler. Onlara da rahmet diliyorum. Jak Ürek ile birlikte Göztepe Kulübünde Altyapıyı Güçlendirme Komitesi'nde bir süre birlikte çalıştık. Jak Ürek 60'lı yıllarda Milas Gençlik Spor'un tutulmaz sağ açığıydı. Musevilerin Milas sevgisi çok fazladır.

-  Çocukluğunuzun Milas’ı nasıldı?

- Çocukluk yıllarımdaki Milas’ı bugün bile katıldığım birçok toplantıda anlatırım. 1957 yılından sonrasını hatırlıyorum. Milas olağanüstü modern ve sosyal bir şehirdi. Gece 12'ye 1’e kadar şose dediğimiz Atatürk Bulvarı'nda aileler, gençler tur atıp parkta ve çay bahçelerinde oturup sohbet ederlerdi. Tüm Cumhuriyet Bayramlarında Cumhuriyet Baloları yapılırdı. 1960 öncesi park içinde bir binada faaliyet gösteren Şehir Kulübünün Lokantasını Musevi hemşerimiz Bohor çalıştırırdı. O bina şimdi yerinde yok. Milas akşamları o yıllarda çok canlıydı. Daha sonraları yazlık sinemalar revaçta oldu. Çocukluk yıllarımda Belediye Başkanları olarak Adnan Akarca, Bekir Sami Ercan'ı hatırlıyorum. Gazi Menteşe gençlik yıllarımızda Belediye Başkanlığı yaptı.

-          Milaslı olmak sizin için ne anlam ifade eder?

-          Milas öteden beri orta sınıfın ağırlığını hissettirdiği bir şehir olmuştur. Bu özellik Milas'a zaman içinde büyük avantajlar sağlamıştır. Krizlerin yaşandığı dönemde dahi Milas'ın dik durduğu görülmüştür. Bu durum, dışarıya fazla göçün olmasını önlemiş ve Milaslılık ruhunu daima egemen kılmıştır. Bunun sonucunda Milas'ın parası dışarıya pek kaçmamıştır. Diğer bir ifade ile paranın yönü Milas için pozitiftir. Müthiş kültür ve uygarlık mayasına bu ekonomik faktörde eklenince Milas'ın son 30 yılda Ege’de birçok ilçeyi geride bırakmasının nedeni ortaya çıkar. Bana göre nüfusu bir kenara bırakırsak Milas Ege Bölgesinde ilk 6,7 ilçe arasındadır. Milas dışarıdan bakılınca, tarihi turistik ve kültürel özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda herkesin çok beğendiği bir ilçe olarak anılıyor. Bana sürekli bu konu ile ilgili sorular soruluyor. Birçok yer biliniyor. Bir tanıdığım özel olarak Geyik Baraj gölündeki fıstık çamlarının muhteşem görüntülerinin fotoğraflarını çekmeye geldi. Belki birçok Milaslı bu ağaçları görmemiştir. Dışarıda Milas’a karşı ilgi ve merak çok fazla ama bu çok doğal. Bakir deniz kıyıları, dağları, ovaları gölleri ve ormanları ile Milas gerçekten çok cazip bir yer. Hele bahar aylarında Milas'ın güzelliğine doyum olmuyor.

- Dışarıdan Milas nasıl görünüyor, değerlendiriliyor?

- Evet, sorduğunuz soru işinde açıkladığınız gibi yer altı ve yer üstü zenginlikleri Milas'ta çok fazla. Sanıyorum zeytin ağacı sayısı bakımından Türkiye'de birinci sırada. Ancak son yıllarda Akhisar da bu konuda çok başarılı. Eski tütün tarlalarının çoğu zeytinlik oldu. Üstelik Akhisar yağ üretiminden çok daha karlı olan yemeklik zeytin üretiyor ve bu zeytinlerin işlemesini de kendileri yapıyorlar. Böyle olunca artı değer'de ilçede kalıyor. Milas'ta da kaliteli ambalajlı yağ üretimi yanında ambalajlı yemeklik zeytin üretiminin yapılmasında fayda var. Türkiye'de yemeklik zeytinde tirilye türü alışkanlığı var. Bunun değişmesi zor gibi görünüyor. Ancak Milas'ın bastırma ve limonlu yağlı zeytini de çok beğeniliyor. Ne var ki, marketlerde bulunmadığı ve bilinmediği için bugüne kadar seri üretime geçilemedi. Çok yakından biliyorum bu iki zeytini yiyenler, çok seviyorlar ve gerisini arıyorlar. Demek ki ciddi üretim, tanıtım, pazarlama sonucu bu iş tutar.

Öte yandan, son yıllarda zeytinyağı fiyat yönünden üreticiyi çok üzdü. Yaklaşık 8-10 yıldır aynı düzeylerde kalan fiyat nedeniyle üreticiler gerekli bakımı yapamıyorlar. Bu nedenle daha karlı olan yemeklik zeytine yönelinmesini gerekli görüyorum. Geç kalınsa da yemeklik zeytin için idealist insanların öncülüğünde Milas'a özgü bir kooperatif kurulmasında yarar var. Ambalajlı zeytinyağı üretenlerin ısrarla tanıtıma devam etmeleri şart, tüm fuarlara da katılmak gerekiyor. Kalite ve standarttan katiyen ödün verilmemelidir. Uzun vadede kesinlikle sonuç alınacaktır. Yurt dışında yemeklik zeytin fazla bilinmese de, ambalajlı zeytinyağı için dış pazarlar ısrarla aranmalıdır.

- Milas zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip. Milas’ta zeytin ve zeytinyağı üretiminin gelişebilmesi için ne yapılmalı? Ambalajlı yağların pazarlama sıkıntılarının aşılması için ne önerirsiniz?

- Birçok madene sahip Milas'ta önemli bir maden'de feldspat'tır. Gönül ister ki, bu maden Milas'ta işlensin. Milas'a Organize Sanayi bölgesi de yapılıyor. Burada bir -iki seramik-fayans üreten fabrika olması ilçe ekonomisi için çok iyi olacaktır. Ne var ki feldspat gemilerle Güllük'ten İspanya ve İtalya'ya gidiyor, orada işleniyor. Burada sanayi konusu konuşulurken bir konuya dikkat etmek gerekiyor. Milas'ın geleceğinin turizmde olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle doğayı bozacak, hırpalayacak, görüntüyü çirkinleştirecek ağır yatırımlar Milas için kesinlikle düşünülemez. Bugün İzmit Körfezinin ve çevresinin hali ortadadır. Bazı tesisleri tasfiye edip, yeşil alan haline getirmek ve körfezi ve şehri kurtarmak için büyük çaba sarfediliyor. Gelecek nesillere doğası bozulmuş Milas bırakamayız. Turizmle birlikte gıda sektörü de iyi organize olursa gelecekte önemli bir yere gelecektir. Unutulmamalıdır ki, Milas’ın kendisi ve etrafı tamamen turistik bölge haline gelmiştir. Burada ki yüzlerce tesisin ihtiyacı önce çevreden karşılanacaktır. Milas'ta gıdanın her türlüsü var olduğuna göre, iyi bir organizasyonla ambalajlama çalışmalarına geçilmelidir.

Tarım alanlarının çok geniş olması ve Havaalanının bulunması Milas'a çiçekçilik açısından da bir avantaj sağlıyor. Bugün dünyada birçok ülkeye çiçek Hollanda ve İsrail'den gönderiliyor. Hâlbuki Türkiye'de gerek arazi yapısı gerekse iklim olarak bu iki ülkeden çok daha uygun. Sera çiçekçiliği çok önemli. Bu konuda da bir kooperatif kurularak, havaalanından birçok ülkeye günlük olarak çiçek gönderilebilinir. Bu konu Milas için çok önemlidir. Gündeme getirilip, tartışılmasında yarar vardır. Bildiğim kadarıyla seracılık ile ilgili kredi olanakları da bulunmaktadır.

- Milas’ta hangi tür yatırımlar yapılmalı sizce?

- Gerçekten Milas çok önemli bir kent olup, birçok medeniyetin beşiğidir. Günümüzde “Uygarlıklar Başkenti” kimliği ile anılmaktadır. Beş bin yıllık tarihi ve kültür birikimiyle “Uygarlıklar Başkenti” kimliği Milas'a çok yakışıyor ve Milas bu kimliği hak ediyor. Kolay değil Milas ve çevresinde 27 antik kent kurulmuştur. Bu yönüyle, Türkiye ve Dünyadaki ender kentlerden biridir. Heraklia, İasos, Keramos, Labranda, Euromos ve diğerleri... Bunlardan bir kısmıdır. Milas Karya uygarlığından sonra Roma, Bizans, Selçuklu, Menteşe Beyliği ve Osmanlı Uygarlığını yaşamıştır. Bilindiği üzere Karya'nın ve Menteşe Beyliği'nin başkenti Milas'tır.

Milas yalnızca deniz ve tatil turizmi değil, doğa ve kültür turizminin de beşiğidir. Doğal organik tarımsa ürünleri, geleneksel el sanatları, kökboyalı yün iplerle dokunan Milas halıları, misafirperver, sıcak insanı, hava, deniz, kara yoluyla ulaşım kolaylığı ile bir markadır. Bir deyim vardır; Dağlarından bal, ovalarından yağ akan Milas!

Yukarıda Karya deyince aklıma geldi. 1966 yılının sonlarında Milas'ta arkadaşlarımızla ( isimleri daha önce söyledim.)Milas Yüksek Öğrenim Derneği'ni kurmuştuk. Bu dernek yıllarca mükemmel işler yaptı. Yaz aylarını iple çekerdik. Üniversite tatil olsun, bir an önce Milas'a gidelim diye. Bu derneğin voleybol takımı vardı, bu derneğin tiyatrosu vardı, bu derneğin kamp kolu vardı, bu derneğin futbol takımı vardı, takımların formaları ve her türlü spor malzemeleri vardı, Rengi de kırmızı-siyah idi, turizm kolu vardı.Futbol Takımımız çevre il ilçelerin takımlarıyla maç yapardı.Çok popüler olmuştu. Bütün bu malzeme ve harcamaların kaynağını derneğin yazın açtığı ortaokul bütünleme kurslarından gelen gelirle karşılıyorduk. Kurslarımıza inanılmaz rağbet olmuştu. O yıllarda derneğin yaptığı bir faaliyet vardı ki, bu tam 7 yıl sürdü, çevrede büyük ilgi görür ve merakla beklenirdi. “Karya Dans Festivali” Güllük'te Gültur'da yapılan bu festival için İzmir'den orkestra getirirdik. Rahmetli Muğla Valisi Özer Türk “bravo” diyerek hiçbir festivalimizi kaçırmazdı. Festival o yıllarda fazla yapılan bir etkinlik değildi. Basın'da bu konuyla ilgili çok haberler çıkardı, Derneğin birkaç yıl başkanlığını yaptım. Çok güzel günler geçirdik. Milas Gençliğinin herhalde en iyi yıllarıdır.

Neyse biz gene günümüze dönelim, Yukarıda da belirttiğim gibi, Milas müthiş tarihi yerlere sahip bir yer, ancak birçoğunda kazıların tam yapılmaması veya mevzi küçük yerler olması nedeniyle gereken ilgi arzu edilen çapta olmuyordu. Ama şimdi HEKATOMNOS mezar anıtının ortaya çıkmasıyla turizm açısından Milas'ın kaderi değişmişe benziyor. Büyük bir alanda yapılan kamulaştırma ile Efes ve Atina'da ki Akropol'e eşdeğer bir turistik alanın ortaya çıkarılacağı söyleniyor. Bu müthiş bir şey! Efes malum, Akropol'ü gezmek isteyen binlerce turistin doldurduğu birçok dev yolcu gemisi hergün Pire limanına yanaşıyor. Oradan da10 dakika sonra Atina Akropol. Akropol ne zaman gidilse insan kaynıyor. İnşallah Milas Hisarbaşı da öyle olacak.

Bunun için yapılacak en önemli şey Güllük'teki eski iskelenin büyütülerek, büyük gemilerin yanaşacağı iskele haline getirilmesi gerekiyor.  “Cruise” gemilerinin (büyük yolcu gemileri)  Güllük'e getirilmesi için çalışma yapılması gerekiyor. Bodrum, Marmaris, Kuşadası v.s. Otobüslerle gelen turistlerin yanında, yolcu gemilerinin turist getirmesi çok önemlidir. Binlerce turist bir gün boyunca bu sayede Milas ve çevresinde kalacaktır. Hisarbaşı'nın yanında başka yerlere de götürülme imkânı doğacaktır. Bu açıkhava müzesi açılıncaya kadar esnafa ve ilgili kuruluşlara mutlaka İngilizce kursları açılmalıdır. Ama en önemlisi, tekrar ediyorum, mutlaka “Cruise” gemilerinin Güllük'e getirilmesi çalışmalarına şimdiden başlanılmalıdır. Bu arada Güllük’te bir marina yapılması, bölge turizmi için çok önemli bir yatırım olacaktır.

- Milas’ın turizm sektörü içinde hak ettiği yerde olabilmesi için şimdiden yapılması gerekenler neler olmalı?

- Şu bir gerçek ki, Bodrum dünyada bir markadır. Ben de çok gurur duyuyorum. Gittiğim birçok ülkede, acentalarda Bodrum afişleri ve turları vardı. Bodrum bir realitedir. Ancak Milas'ın birçok yerinin, Güllük’ten tut İasos'a kadar, Tuzla'ya kadar bazı basın organlarında Bodrum İasos, Bodrum Güllük diye haberlerde yer almasını doğru bulmuyorum. Bunlara karşı çıkılması gerekiyor. Bu yanlış yarın hukuki sorunlara da yol açar. Aslında bu duruma Bodrum’un ihtiyacı da yok. Bodrum Turizminin Milas’a çok faydası olmaktadır. Örneğin Milas’a az da olsa bazı turlar düzenlenmekte, sanayi Bodrum'dan birçok konuda sipariş almaktadır. Bu açıkhava müzesi olayından sonra Bodrum-Milas işbirliği Turizmde zirveye çıkacak ve bu durumdan her iki ilçede çok yararlanacaktır.

- Milas’ın ve Bodrum’un turizmdeki birlikteliği için nasıl projeler geliştirilebilir?

- Daha önce de söyledim. Milas'ın geleceği turizmdedir. Milas 5-10 yıl sonra Türkiye'nin önemli yerleşim merkezlerinden biri olacaktır. Nitekim havaalanında genişletme çalışmaları devam etmektedir. Dünyanın her yerinden Milas'a uçaklar inecektir. Bu çok önemlidir. Turizm ile Kültür balıkçılığı ilk bakışta çelişkili gibi gözüküyor. Tabii ki bazı gerçekler var, Deniz kirleniyor. Ancak balıkçılığın bugün gıda sektöründe ki önemi ve ekonomideki yeri de belli. Bu tartışılmayacak bir durum. Denizde ki kafes balıkçılığının turizmi hiç etkilemeyecek yerlerde teşvik edilmesinde yarar var. İstihdam açısından da önemli olduğunu söylemek gerekiyor. Tarla balıkçılığında ve deniz kafes balıkçılığında toplam düşünürsek, Milas Türkiye'de lider. Ama balıklar İzmir, Ankara ve İstanbul'da Bodrum diye satılıyor. Lidersek markamız olmalı, Milas adıyla satılmalıdır.

Her şey de Bodrum olmaz. Doğrusu neyse o olmalıdır.

- Aydın-Güllük demiryolunun bölgeye katkısı ne olur?

- Demiryolu çok önemli bir ulaşım aracıdır. Güllük'e böyle bir hat açılırsa Güllük, Ege ve İç Anadolu bölgesinin ulaşım üssü olur.

- Sanat ve Kültür konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

-  Bir toplumun ilerlemesinde kültür ve sanat'ın yeri çok ayrıdır. Bunun için ilk şart öğrencilik yıllarından başlayarak kitap okuma alışkanlığının kazanılmasıdır. Kitap okumanın insana çok önemli kazanımları olur. Aile terbiyesinden sonra insan davranışlarını dengeleyen, yaşama ve topluma uyum sağlamasını kolaylaştıran, bütün faktörler kitapların içinde mevcuttur. Yeter ki kitap okuma alışkanlığı edinilsin. Kitap üzerine daha çok söylenecek şey var ama konuşmamız çok uzar. Yüzlerce kitap ismi verebilirim ama sadece bir kitap ismi veriyorum.  Okunmasında yarar var. Hasan Rıza Soyak'ın “Atatürk'ten Hatıralar” isimli kitabı. Bu konu da yazılmış en kapsamlı ve derli toplu bir kitap. Anılarla beraber bir liderin felsefesini ve düşüncesini çok doğru veriyor. Öte yandan, kültür ve sanat kitapla başlıyor ama tiyatro, sinema, eğer bulunulan şehirde varsa opera ve bale’nin de öğrencilik yıllarından itibaren izlenmesi insanın gelişimi için çok çok önemli. Kültür ve sanatın üst düzeyde olduğu ülkelerde hukuk, adalet, sosyal devlet, özgürlük, gelişmişlik ve gelir dağılımı daha iyi durumdadır. Kültür ve sanatın yüksek olduğu ülkelerde, zenginlik toplumun her kesimince haz duyularak yaşanır.

- Milas içindeki ve dışındaki Milaslılar’a mesajınız ne olabilir?

- En basitinden bir gazetede Milas'la ilgili bir haber görsem Milas'ın adı geçiyor diye

3- 4 defa okurum. Bir keresinde, 2 yıl önce bir yurt dışı seyahatimde İstanbul'dan uçağa bineceğiz bir baktım uçağın ismi “ Milas”  5 dakika uçağa girmeden isme baktım. İlk defa o gün öğrendim Milas isimli uçak olduğunu. En geç ayda bir Milas’a gelirim. Bazen 3 haftada bir olur. Milas'ın yaşantımda ki yeri zaten bu ifadelerden belli oluyor. Milas'ın gelişimimdeki rolü ise, o da belli, bu kadar kültür ve medeniyet ile yoğrulmuş bir şehir olarak, baştan aklın doğru yol göstericiciği tarafı üzerinize yapışıyor. Milaslılara genel olarak mesajım şudur: “Doğduğunuz şehrin önemini ve kıymetini bilin ve Milaslılığınızla iftihar edin. Milas'la ilginizi kesmeyin, takip edin.” Bana bu imkânı verdiğiniz için size çok teşekkür eder, başarılar dilerim.



Favori Sosyal Sitelerde Paylaş.
|
 

Dil Çeviri

Turkish Afrikaans Albanian Arabic Armenian Azerbaijani Basque Belarusian Bulgarian Catalan Chinese (Simplified) Chinese (Traditional) Croatian Czech Danish Dutch English Estonian Filipino Finnish French Galician Georgian German Greek Haitian Creole Hebrew Hindi Hungarian Icelandic Indonesian Irish Italian Japanese Korean Latvian Lithuanian Macedonian Malay Maltese Norwegian Persian Polish Portuguese Romanian Russian Serbian Slovak Slovenian Spanish Swahili Swedish Thai Ukrainian Urdu Vietnamese Welsh Yiddish